444 76 79
tr
Sosyal Medya Hesaplarımız

Suluova’nın Ön Tarih-Tarihsel Dönemleri ve Tarihî Coğrafyası

Suluova’nın Ön Tarih-Tarihsel Dönemleri ve Tarihî Coğrafyası

Orta Karadeniz Bölgesi’nin Kara Kesimi’nde yer alan Amasya ili coğrafi konumu nedeniyle Orta Anadolu’ya bir geçiş yöresi niteliğindedir. Amasya ilinin önemli ilçelerinden olan Suluova, coğrafi olarak merkez ilçenin kuzeybatısında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlık doğal olarak tarihsel sürece de yansımış olup, bugüne değin gerçekleştirilmiş araştırmalar her iki yörenin arkeolojik açıdan tüm dönemlerde kültürel birlik içinde olduğunu göstermiştir.
Araştırmaların Tarihçesi
Orta Karadeniz Bölgesi’ndeki araştırmaların başlangıcında bazı bilim adamları, bölgede höyük tipi yerleşmelerin bulunamayacağını İddia etmişlerdir. Bunlar İçinde gerçekte bir filolog olan E. Forrer, Amasya’ya komşu olan Samsun yöresine yaptığı kısa bir gezi sonucunda, bölgenin ormanlık yapısı nedeniyle, dağınık olarak kurulmuş olan eski yerleşmelerin bir höyükleşmeye dönüşemediğine değinmiş ve bu dağınık olası yerleşmelerin de yoğun bitki örtüsü altında ya kaybolmuş olduğunu ya da göze çarpmadığını belirtmiştir. Çünkü E. Forrer’e göre eski yerleşmeler ormanlık bölgeye özgü, birbirinden uzak mesafelerde, yamaçlar üzerine kurulmuş ve ahşap malzemenin bol olarak kullanılmış olduğu küçük köy tip yerleşmeler olmalıdır. Bölge ayrıntılı bir şekilde gezilmeden, daha çok masabaşı tahminlerine dayanan bu görüşlerin İleri sürüldüğü sıralarda H.H. von der Osten, Orta Anadolu’dan başlayıp, Samsun’a kadar uzanan yüzey araştırmasında , Orta Karadeniz Bölgesi’nde höyük tipi yerleşmelerin olamayacağı hakkındaki fikirlerin gerçekle bağdaşmadığını belgelemiştir. Bu arada bölgenin yerleşmelerinden gelen buluntular araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamışlardır. Bunlar içinde yer alan Suluova-Kümbet Tepe’nin buluntuları H. Frankfort tarafından arkeoloji dünyasına tanıtılmıştır .
1940 ve 1941 yıllarında İ.K. Kökten. N. Özgüç ve T. Özgüç, Samsun ilinde Dündartepe, Tekkeköy ve Kavak- Kaledoruğu’nda kazılar gerçekleştirmişlerdir. Burada aynı ekip ikiztepe, Şirlek Tepe ve Sivri Tepe gibi önemli yerleş¬melerin bilim dünyasına tanıtılmasını sağlayan Bafra-Alaçam bölgesi yüzey araştırmalarının yanı sıra, Ladik, Havza, Vezirköprü ve Suluova kesimlerinde de incelemelerde bulunmuştur.
M. Özsait tarafından 1986 yılında başlatılmış ve halen devam etmekte olan yüzey araştırmaları Orta Karadeniz Bölgesi’nin süreklilik gösteren ve kapsamı geniş arkeolojik çalışmalarından biridir -. Söz konusu yüzey araştırmaları sırasında Suluova ilçesi de incelenmiştir.
1997-2003 yılları arasında bu satırların yazan tarafından gerçekleştirilen Orta Karadeniz Bölgesi yüzey araştırmalarında Suluova ilçesi sistematik bir biçimde yüzey araştırmasına tabi tutulmuştur .
Kalkolitik Çağ Öncesi
Suluova’nın coğrafi olarak yer aldığı Orta Karadeniz Bölgesi’nde gerçekleştirilmiş araştırmalar sırasında Tekkeköy- Fındıcak vadisi ile Ünye’nin doğusundaki Yüceler köyü yakınlarında ele geçirilmiş çakmaktaşı buluntular ışığında, bölgenin en erken kültürünün Alt Paleolitik Çağ’a (MÖ 600.000-80.000) ait olduğu öne sürülmüştür. Takip eden dö¬nem olan Orta Paleolitik Çağ’ın varlığı (MÖ 80.000-30.000), Ünye yakınlarındaki Tilkikaya mevkii ile yine Tekkeköy-Fındıcak vadisinden ele seçmiş olan çakmaktaşı aletlere dayandırılmıştır, Yine Ünye yakınlarındaki Tozkoparan mevkii ile Sinop İnceburun’da ele geçirilmiş çakmaktaşı buluntular ise Üst Paleolitik Çağ’a (MÖ 30.000-12.000) tarihlendirilmiştir. Bu bulgular ışığında Orta Karadeniz Bölgesinde süreklilik yansıtmasa da. Paleolitik Çağ kültürleri¬nin varlığı gözlenmektedir.
Amasya ilinde ve Suluova ilçesinde bugüne değin Mezolitik Çağ’a (MÖ 12.000-9.000) tarihlenebilecek herhangi bir buluntu ele geçmemiş olmasına karşın, komşu Samsun ilinde saptanmış olan bazı buluntular tartışma konusu yapıl¬mıştır. Tekkeköy Fındıcak vadisindeki “A” olarak kodlanmış kaya sığınağının 2. ve 3. katlarında ele geçirilen mikrolit nitelikli yontma taş aletlerin Mezolitik Çağ’a ait olduğu hafitler tarafından öne sürülmüştür.
Amasya ilinde ve Suluova ilçesinde günümüze kadar yapılan arkeolojik araştırmalarda Neolitik Çağ’a (MÖ 9.000- 5.5OO) tarihlendirilebilecek yerleşme yeri ile buluntulara rastlanmamıştır. Anadolu’nun diğer birçok bölgesinde bu döneme alt yerleşmeler mevcutken, Amasya ilinde ve hatta Karadeniz bölgesinin orta bölümünde Neolitik Çağ’a ait yerleşmelerin bugüne kadar saptanamamış olması ilginç bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyük olasılıkla Amasya ilindeki mevcut Neolitik yerleşmelerden ormanların yakınlarındakiler yoğun bitki örtüsü tarafından kaplan¬mış, ova kenarlarındakiler ise bazı jeomorfolojik nedenlerle alüvyal dolgu altında kalmış olabilirler.
Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı (MÖ 5500-MÖ 2000)
Suluova’da günümüze değin herhangi bir arkeolojik kazı yapılmamış olmasına karşın, gerçekleştirilen yüzey araştır¬maları ilçenin en erken yerleşmelerinin Erken Kalkolitik Çağ’a (MÖ 5500-MÖ 4500) ait olduğuna işaret etmektedir. M. Özsait’in araştırmaları sonucunda Yüzbeyli Köyü’nün Dereağıl Mahallesi yakınlarındaki Aşıtepe Kalesi’nde Erken Kalkolitik Çağ’a tarihlenebilecek bazı bulgular saptanmıştır. Bununla birlikte, yönetimsel olarak günümüzde Merkez İlçe’ye bağlı olan, ancak kültürel ve tarihsel süreç açısından Suluova ile ilişkili olduğu gözlenen Ala kadı Köyü yakınlarındaki Türkmenlik Tepe’de hem M. Özsait ve hem de tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında Aşıtepe Kalesi’nde olduğu gibi çok sayıda çakmaktaşı çekirdek ve alet parçalarına rastlanmıştır. Bu durum Suluova yöresinde Erken Kalkolitik Çağ yerleşmelerinin yalnızca Aşıtepe Kalesi ile sınırlı olmadığına işaret etmektedir. Ancak söz konusu bu buluntuların yüzey buluntusu olduğu ve doğal olarak da herhangi bir mimari tabakalanmaya bağlı olmadığı göz önünde tutulmalıdır.
Suluova ilçesi sınırları İçinde bugüne değin gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında Geç Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı’na tarihlendirilen pek çok yerleşme saptanmıştır. Bunlar; Kümbet Tepe Oğulbağı, Kanatpınar (Dev¬ret), Aşıtepe Kalesi, Bekçi Tepesi, Göllübağlar, Eğrektepe, Sarıkaya, Çeştepe, Sinekdurmaz, Kayacık, Ahlattık Mevki, Sırt Mevki, Gözdere Höyük, Ahuri, İncegeriş Höyük, Üzümlük Höyük, Karakaya Höyük, İğdeli Höyük, İğdeli Tepe, Plan Tepesi Höyüğü, Ayrancı Üyük Mevkii ve Türkmenlik Tepesi’dir.
Orta ve Geç Tunç Çağı (MÖ 2000-MÖ 1190)
Suluova ilçesinde MÖ 2 Binyılda yani Orta ve Geç Tunç Çağı’nda iskan görmüş yerleşmeler ise, Kümbet Tepe, Yoğurtçubaba, Dereağıl Tepesi, Gözdere Höyük, Ahuri ve Söbe Dede Höyük’tür. Bu dönemde özellikle Amasya ilinin güneybatısındaki alanda yer alan Doğantepe, Oluz Höyük ve Ayvalıpınar Höyüğü hem boyutları bakı¬mından ve hem de Erken Tunç Çağı başından Roma Çağı içlerine değin uzanan tabakalaşmalarıyla dikkati çekmektedir. 200 m’yi aşan çapları ve 10-15 m civarındaki yükseklikleriyle çok yoğun MÖ 2 Binyıl iskanlarına sahip bu büyük yerleşmeler, büyük olasılıkla Hititler’in Kaşkalar’a karşı askeri amaçlarla kurmuş oldukları ileri karakollardı. Suluova ilçesi sınırları içinde ise, bu denli büyük yerleşmeler kurulmamış olduğu anlaşılmaktadır. Suluova’ya kuşuçumu 40-50 km mesafede olan bu yerleşmelerin doğal olarak bölge ile birlikte Suluova’yı da koruma amacı oldukları düşünülebilir.

Demir Çağı (MÖ 1190-MÖ 330)
Suluova ilçesinde Demir Çağı’nda İskan edilmiş pek çok yerleşme vardır. Bunlar; Kümbet Tepe, Dereağıl Tepesi, Yoğurtçubaba Tepesi, Gözdere Höyük, Ahuri, Kayacık, Söbe Dede Höyük, Ayrancı Üyük Mevkii ve Mezarlık Tepe’dir. Bununla birlikte Türkmenlik Tepe’nin güneybatısındaki yamaçlarda gerçekleştirdiğimiz araştırmalarda hem Hitit Dönemi hem de Demir Çağı’na tarihlenebilecek çanak-çömlek parçalarını yasa¬dışı kazılar sonrasında ortaya çıkmış mezarlığa ait topraklar içinde saptadık. Bu durum bize bu alanda hem Hitit Dönemi’nden Demir Çağı içlerine kadar kullanılmış bir mezarlık olduğuna işaret etmektedir.
Yerleşmeler
1.Kümbet Tepe (Alevi Tepe)
Suluova’nın Hacıhayta Mahallesi’nde bulunan Kümbet Tepe, yaklaşık 7-8 m yüksekliğinde ve 100 x 80 m boyutundadır. Arkeoloji dünyasına ilk olarak H. Frankfort tarafından buluntuları ile tanıtılan Kümbet Tepe, K . Kökten, N. Özgüç ve T. Özgüç tarafından bölgede yapılmış olan yüzey araştırmaları sırasında da ziyaret edilmiştir. Burada yaptığımız inceleme sonucunda Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı ve Geç Demir Çağı yerleşimleri olduğu toplanan buluntulardan anlaşıldı.
2.Dereağıl Tepesi
Suluova’nın güneyindeki Yüzbeyli köyünün Dereağıl Ma¬hallesi içinde yer alan, yaklaşık 15-20 m yüksekliğinde ve 150 x 100 m boyutundaki Dereağıl Tepesi, M. Özsait tarafından gerçekleştirilmiş olan yüzey araştırma¬ları sırasında saptanmıştır. Yapılan incelemede Dereağıl Tepesi’nde Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı ve Orta Demir Çağı yerleşimleri olduğu anlaşıldı.
3.Aşıtepe Kalesi
Yüzbeyli köyünün Dereağıl mahallesinin 1 km güneyinde bulunan Aşıtepe Kalesi, M. Özsait tarafından gerçekleştiril¬miş olan yüzey araştırmaları sırasında saptanmış ve Aşıtepe olarak isimlendirilmiştir. Civarında bulunmuş olan çok sayıda çakmaktaşı aletler nedeniyle bir atölye olarak yorumlanmış olan Aşıtepe, M. Özsait tarafından Erken Kalkolitik Çağ’a tarihlenmiştir. Burada yapılan araştırmada kuzeybatı, kuzeyi ve kuzeydoğusu oldukça derin vadilerle sınırlanmış olan yerleşmenin bu yamaçlarında çok sayıda çakmaktaşı alet ve yonga parçası ele geçti. Kuzey yamaç üzerinde göze çarpan ve bir sur kalıntısı olduğu düşünülen yaklaşık 1,5 m genişliğinde ve 30 m uzunluğunda bir duvar kalıntısı ise, bu yerleşmenin aslında bir kale niteliğinde olduğunu gösterdi ve burası tarafından Aşı Tepe Kalesi olarak isim¬lendirildi. Tepe kısmında ise yaklaşık 80 x 50 m boyutunda ve 5-7 m yüksekliğinde bir konisi bulunan kalede yapılan inceleme sırasında ele geçen buluntulardan Erken Kalkolitik Çağ’ın yanı sıra Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Geç Demir Çağı, Helenistik Çağ ve Roma Çağı’na ait yerleşimler olduğu görüldü’.
4.Yoğurtçubaba Tepesi
Kulu Köyü’nün 2 km güneyinde yer alan, yaklaşık 20-25 m yüksekliğinde ve 150 x 100 m boyutundaki Yoğurtçubaba Tepesi, M. Özsait tarafından gerçekleştirilmiş olan yüzey araştırmaları sırasında saptanmıştır. Yapılan incelemede Yoğurtçubaba Tepesi’nde Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı , Geç Tunç Çağı ve Orta Demir Çağı’na ait yerleşimler olduğu anlaşıldı .
5.Kanatpınar (Devret) Höyüğü
Kanatpınar köyü sınırları içinde yer alan, yaklaşık 15 yüksekliğinde ve 50 x 30 m boyutundaki Kanatpınar (Devret) Höyüğü ilk kez M. Özsait tarafından incelenmiştir. Yapılan incelemede yerleşmede Erken Tunç Çağı iskanı olduğu anlaşıldı.
6.Hatun Tepesi Höyüğü
Suluova II. Organize Sanayi Bölgesi Alternatif Alanı içerisinde yer alan yerleşmede Erken Tunç Çağı’nın yanı sıra, Roma Dönemi’ne tarihlenen mimari kalıntılar ve mozaik parçalarına rastlanılmıştır.
7.Türkmenlik Tepesi
Alakadı Köyü yakınlarında yer alan, 7-8 m yüksekliğinde ve 80 x 50 m boyutundaki Türkmenlik Tepesi’nde gerçekleştirdiğimiz yüzey araştırmaları sırasında Erken Kalkolitik Çağ, Geç Kalkolitik Çağ ve Erken Tunç Çağına ait buluntulara rastlandı. Bununla birlikte Türkmenlik tepe’nin güneybatısındaki yamaçlarda geliştirdiğimiz araştırmalarda hem Hitit Dönemi hem de Demir Çağı’na tarihlenebilecek çanak-çömlek parçalarını yasadışı kazılar sonrasında ortaya çıkmış mezarlığa ait topraklar içinde saptadık. Bu durum bize bu alanda hem Hitit Dönemi’nden Demir Çağı içlerine kadar kullanılmış bir mezarlık olduğuna işaret etmektedir.